Dijital Topuklar’da Beden Olumlama Hareketi

Dijital Topuklar, Türkiye’ nin ilk ve tek dijital kadın zirvesi. Blog,  YouTube, Facebook, Instagram ve diğer tüm sosyal mecralardaki içerik üreticilerini, ajansları, marka temsilcilerini ve uzmanları bir araya getiren Dijital Topuklar’da her sene, kaliteli ve özgün içerik, ticari etik, dijital feminizm, dijital gençlik, dijital girişimcilik gibi konular ele alınıyor.

dt2

Dove Ürün Müdürü Nazlı Malatyalı, gençlerin kendilerini oldukları gibi sevmeleri amacıyla hayata geçirilen Dove Özgüven Projesi’ni Ayşe Arman’ın soruları eşliğinde Dijital Topuklar 2017’de anlattı. Nazlı Malatyalı: “Dove olarak, güzelliğin bir kaygı değil özgüven unsuru olması gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayıştan yola çıkarak Dr. Özgür Bolat ve Toplum Gönüllüleri Vakfı işbirliği ile Dove Özgüven Projesi’ni 2017 yılı sonuna kadar 50 bin, 2020 yılına kadar da 500 bin gence ulaştırmayı hedefliyoruz” dedi. Nazlı Malatyalı’nın ardından sahneye çıkan Aybala Arslantürk, kendi hikayesinden yola çıkarak Türkiye’de kurucusu olduğu Beden Olumlama Hareketi’ni anlattı. Aybala Arslantürk: “Bedeninizi olduğu gibi kabul edin. Kimin ne düşündüğüne göre kendinizi şekillendirmeye çalışmayın, çünkü her birimiz biricik, eşsiziz!” dedi.

dt1

Çağımızın Sözde Standartlarına Karşı Duran Haklı Hareket: Beden Olumlama

Gözde Solak’ın yazısı ilk olarak 02.11.2017’de Listelist.com’da yayınlanmıştır.

Güzel olan nedir? Güzeli tanımlayabilir misiniz? Evet, bu sorunun herkese göre cevabı farklı. Peki neden tek tip olmaya çalışıyoruz? Çünkü medya aracılığıyla her gün önümüze sunulan ünlüler, modeller ve daha fazlası… Hepsi en tepeye konuluyor ve doğru olan budur, hepimiz kiraz dudaklı, hokka burunlu, ince belli olmalıyız deniyor. Tabi bu özellikleri detaylandırmak mümkün.

Sonra yaratılan bu güzellik standartlarının dışında kalan ve çoğunluğu kadınlardan oluşan insanlar bu kalıplara sokulmaya çalışılıyor. Bir süre sonra olması gerekenin bu olduğunu düşünüyoruz ve ardından estetik ameliyatlar, binbir çeşit diyet programları, spor salonları, binlerce kozmetik ürünü ve bunlara harcanan paralar…

En kötüsü de sahip olduğumuz özelliklerden dolayı kendimizi kötü hissediyoruz ve toplumdan soyutluyoruz. İşte tüm bunlara karşı duran bir hareket var; Beden Olumlama Hareketi!

“Body Positive Movement” yani Beden Olumlama Hareketi dünyada uzun süredir konuşulan ve farkındalık yaratılmaya çalışılan önemli bir mesele aslında

beden-olumlama1

Türkiye’de ise feminist hareket içinde sıkça konuşulan bir konuydu ama bu konunun dillendirilmesi ve bu hareketi destekleyenlerin bir çatı altında birleşmesi gerekiyordu

beden-olumlama2

Bu hareketin öncüsü ise Aybala Arslantürk oldu…

aybala-arslanturk-480x600
Ayşe Arman – Aybala Arslantürk, Dijital Topuklar 2017

Beden Olumlama Hareketi aslında kadın ya da erkek fark etmeksizin insanların vücutlarının belli bir standarda uymak zorunda olmadığını anlatmaya çalışan bir hareket

“İdeal” olarak adlandırılan standartların hiçbir insana dayatılmaması gerektiğini savunuyor beden olumlama

beden-olumlama3

“Normal” ya da “ideal” olan kişiden kişiye değişiyor ve hiçbir insan medyanın önümüze sunduğu güzellik kalıplarına uymak zorunda değil

beden-olumlama4

Yani kilolarınızla, cilt lekelerinizle, selülitlerinizle, vücut tüylerinizle ya da engellerinizle mutlu olabilirsiniz ve hiç kimse sizi bu sebeplerle eleştirmemeli. Bu sizin seçiminiz ve sizin bedeniniz.

model-600x338

Sürekli değişen güzellik standartlarına uymak zorunda kalan kadınlar bu konuda çok fazla baskıya maruz kalıyorlar

body-love-21.jpg

“Biraz kilo mu aldın sen?”, “Zayıflayınca burnun ortaya çıkmış, estetik yaptırmayı düşünüyor musun?”, “Bu ne hal makyaj yapmadın mı?”, “Kadın dediğin ince belli olmalı.” vb. binlerce cümle aslında bedenlerimiz ve görünüşümüzle bizi aşağılıyor…

beden-olumlama5

İnsanların bizi sevmesi ve beğenmesi için onların yarattığı kalıplara girmek zorunda değiliz aslında. Güzellik algısına uymak için estetik yaptırmak, spor salonlarında saatler harcamak zorunda değiliz…

Dünyada bu harekete katılan ünlülerden bazıları ise; Adele, Oprah, Jennifer Lawrence, Kim Kardeshian, Selena Gomez, Iskra Lawrence ve daha birçok ünlü isim…

Adele: “Hiçbir zaman dergilerdeki modeller gibi görünmek istemedim. Ben çoğunluktaki kadınları temsil ediyorum ve bundan gurur duyuyorum…”

Türkiye’de Aybala Arslantürk’ün başlattığı Beden Olumlama Hareketi’ne birçok ünlü isim de katıldı. Aybala Arslantürk ise katıldığı Dijital Topuklar etkinliğinde küçükken ve gençken bedeniyle ilgili yaşadığı travmaları ve beden olumlama bilincini nasıl kazandığını anlattı

aybala-600x449

Türkiye’de beden olumlama hareketini yaymaya çalışanlardan biri de vitiligo hastalığı olan İrem Koçak. O da bu harekete dikkat çekmek için vitiligo lekelerinin etrafını çizerek bir harita haline getirdi ve Instagram’dan paylaştı

irem-kocak-591x600

“İnsanlar “Aa, eline çamaşır suyu mu sıçradı”, “Daha esmer olsan ineğe benzerdin” gibi şeyler söylüyor. Dolayısıyla siz de tepki göstermek istiyorsunuz önce. Sonrasında da kabullenip sevmeye başlıyorsunuz. Ben galiba sevmeye başlama evresindeyim. Artık bedenimin, cildimin sürekli değişiyor olması tuhaf bir şekilde hoşuma gidiyor.” diyor İrem Koçak.

Son dönemlerde çok konuşulan ve Milano Moda Haftası’nda podyuma çıkan ilk Türk manken olan Öykü Baştaş da bu ‘ideal’ güzellik algısını yıkmaya çalışanlardan biri

oyku-bastas-447x600

Twitter’da birinin “Umarım körümdür” yazarak paylaştığı fotoğrafları üzerine Öykü Baştaş da “İnsanları farklı oldukları için çirkin bulmanın yanlış olduğu düşünüyorum, sıradan güzellik anlayışına inanmıyorum. Modellik yapmak için bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Bence insanları farklı yapan şeyler onları daha özel yapıyor ve zaten her insan olduğu halde güzel.” mesajıyla cevap verdi. Öykü Baştaş’ı daha yakından tanımak için listemize göz atabilirsiniz.

Kıyafet bedeninden saç rengine dayatılmaya çalışılan tüm kurallara karşı çıkan, tek tip olmamayı savunan bu harekete siz de katılabilirsiniz!

Gözde Solak

*Beden olumlama tagı geçen görseller Aybala Arslantürk’e aittir.

Harika Değilsin!

               İnsanın bedeni ile olan ilişkisi uzun ve sancılı bir süreç, hayır durun henüz sevgili olma aşamasına geçemedik. Birbirimizi tanıyoruz şu sıralar,ağırdan alıyoruz,her şey bizim için çok yeni,biz derken ben ve bedenim. Bedenim,içinde yaşadığım ,tabiri caizse, kılıf.Kitabı,kılıfına göre değerlendirmeyin deriz ya. Öyle olmadı işte, ben kendimi hep kılıfıma göre değerlendirdim.Gerçi yalnız değildim ,sağ olsun! herkesin beni sokmak istediği bir kılıf ve fikir vardı. Hiçbirine uyum sağlayamadım. Peki uyum sağlayamadığım her kılıf bana nasıl hissettirdi dersiniz? Evet,doğru bildiniz. Yetersiz ve değersiz. Peki, ben gerçekten bu muydum? İnsanlar okumaya üşeniyor  veya istemiyor diye okunmaya değmez miydim? Çoğunluk  hep haklı mıydı? Ben mi uyumsuzdum? Bunun ortası yok  muydu? Yumuşak bir kek için 3 yumurta mı kırılıyordu? Babam böyle pasta yapmayı nereden biliyordu? Hep insanları dinledim, kendimle hiç konuşmadım. Garibim bir başlasa 21 yılın acısını çıkaracak zaten, çıksın be canım kendim. Neyse, ne zaman insanları susturdum, kendi şarkımı söylemeye başladım. Ve ,evet sesim kötüdür zaten içimden söylüyorum,siz duyamazsınız belki. Kalbin şarkısı bu. Ne kadar çok dinlersen o kadar güçleniyor şarkısı, tavsiye ederim, dinleyin, dinlettirin. İçinizin pası silinsin. Kalbim söyledi zaten buralara gelmemi. Biraz da kırgındı hani, sana en yakın ve seni en çok bilen benken neden bana kulak asmadın diye. Haklı, üzgünüm. Kendi şarkımı dinlemeye başladığımda başkalarının bana uymayan kılıflarından sıyrıldım yavaşça. Çıplak kaldım bir süre. Ardıma baktım, yıllarca üst üste birikmiş kılıflardı bunlar nefesimi daraltan. Bıraktım ki nefes alsın kendim. Kendime ait olanı bulunca, yıllar önce ergenlik başlangıcında bırakmıştım onu, giydim. Tam bana göreydi ben olmak. Ben olabilecek tek kişi bendim. Ben olmayı da yine ben anlardım. Hala anlamaya çalışıyorum. İnsanı çözmek zor fakat sıra dışı bir süreç.Yanlış anlaşılmasın ,kimlik arayışında değilim. Parçalarımı topluyorum. Toplumun her beklentisi ile benden uzağa savrulan benliğimin parçaları. Önemsenmemiş, değeri anlaşılmamış nadide parçalar. Eşsizler,çünkü bana aitler. Sen de eşsizsin. Kendinize tapın diye pembe yalanlar atmıyorum, inanın benlik değil. Bak bi etrafına, lütfen kaldır telefondan başını biraz. Senden bir tane daha görüyor musun? İkizi olanlar,içlerine baksın. (üzgünüm,zaten en büyük farklılıklarını biliyorlar onlar. Bunu düşünen, benim gibi üşenmezler için dip not. Konuya dönelim hadi, gel). Göremezsin. Harika olduğunu söylemiyorum sana. EŞSİZ VE BİRİCİK OLDUĞUNU SÖYLÜYORUM. Değerin, kendini bildikçe artacak. Yerin altından çıkarılmadan hiçbir madenin değeri bilinemezdi, değil mi? Kendi değerini sadece sen belirlersin, bu sadece senin işin. Başkalarının işi hiç değil. Yok ,işi olduğunu düşünenler çıkarsa, sessize al bırak çalsın. Veya ver telesekretere şu sesi duysunlar ‘aradığınız kişiye, sizle işi olmadığı için ulaşamıyorsunuz. Tekrar denemeyin, lütfen işinize bakın’ Herkesin hayatına kimse karışamaz. Nokta. Yazıyla. Son. The end yani. Değerlisin sen, gerçekten öylesin. Belki henüz fark edemedin ama keşfedeceksin yeter ki iste. Kim olduğunu bilmiyorum. Sen de benim kim olduğumu bilmiyorsun. Çünkü önemli değil. Kim olduğun, olduğumuz. Kılıflara bakmıyorum artık. Sen de bakma. Bana ne 150 veya 40 kilo isen, yüzündeki hiçbir leke ilgimi çekmiyor, kalbinde olursa üzülürüm ama. Boyunu pek umursamıyorum, kolların bedenine sarılabilse yeter. Sarılmak önemli çünkü. Dişlerin ayrık mı? Gülümse, çekiyorum. Kaşların birleşik mi? Çatma onları hiç. Eğer bana yürüyebilecek bacakların yoksa sana koşacağım.Ve sarılacağız.Tam bir koalayımdır, sarılın bana. Üzmeyin kendinizi. Size geçirilmeye çalışılan kılıfları birbirine düğümleyip bir kırmızı balona bağlayın. Uçup gitsin,bırakın. Çok mu edebiyat yaptım? Fakat okuyucu, bu derin bir tutku; kendini kabullenmek ve kendi şarkını söylemek. Sen, her sayfasını okumaya değer bir kitapsın. Hikayeni kendin yaz, kendi kararlarını sen ver. Kusursuz ve mükemmel olma çabanı anlıyorum. Fakat yapma. Kusur dediğin her küçük ayrıntıdan nefret etme, takılma onlara. Zor,biliyorum. Pratik gerektiriyor, mesela şu an bu metni silip baştan yazmaya girişmeden kaydetmeliyim. Kusurları  olabilir ama başka insanların kalplerine dokunacağı umudu ile bu isteğimi bastırıyorum. Dediğim gibi, pratik. İnsanın kendini kabullenmesi hatta ileride sevmesi pratik gerektiriyor. Zaman alacak  ve değecek. Değmezse paranız iade, size yeni bir beden vereceğiz. Ah üzgünüz elimde size göre kalmamış beden, tek üretim kendisi ve zaten sizdeymiş o. Ne yapalım bizde elimizdeki ile idare ederiz o zaman. İdare etme arkadaşım. O kadar sene her şeyine katlanmış,her yere senle gelmiş, vefalı dostun, sevgilin, bedenin. Önce birbiriniz tanıyın sonra ilerler bir şekilde bu şekilde.”-Efenim, çocuklar birbirini geç tanımış, tanışmış, kabullenmiş. ”Eee,ne yapsak şimdi”           “-Diyorum ki hazır hep birlikte vakit geçirip artık birbirlerinden ayrılamayıp, benimsemişken şey yapalım (Heyecanla nefes alır ve bombayı patlatır.) Olumlayalım artık birbirlerine.”  “OLUMLADIM GİTTİ BE! ne zamandır bu anı bekliyorum hiç gelmeyecek sandım şapşal çocuklar, mutlu mesut yaşayın, canınızı yerim, verirseniz bir kahvenizi de içerim artık” Ben de artık kahvemi içeyim, soğudu kendisi. İyi okumalar efenim,tatlı olumlamalar.

İçerik: Bet – Betül Gönendik

Görsel: Hafize Uslu