Harika Değilsin!

               İnsanın bedeni ile olan ilişkisi uzun ve sancılı bir süreç, hayır durun henüz sevgili olma aşamasına geçemedik. Birbirimizi tanıyoruz şu sıralar,ağırdan alıyoruz,her şey bizim için çok yeni,biz derken ben ve bedenim. Bedenim,içinde yaşadığım ,tabiri caizse, kılıf.Kitabı,kılıfına göre değerlendirmeyin deriz ya. Öyle olmadı işte, ben kendimi hep kılıfıma göre değerlendirdim.Gerçi yalnız değildim ,sağ olsun! herkesin beni sokmak istediği bir kılıf ve fikir vardı. Hiçbirine uyum sağlayamadım. Peki uyum sağlayamadığım her kılıf bana nasıl hissettirdi dersiniz? Evet,doğru bildiniz. Yetersiz ve değersiz. Peki, ben gerçekten bu muydum? İnsanlar okumaya üşeniyor  veya istemiyor diye okunmaya değmez miydim? Çoğunluk  hep haklı mıydı? Ben mi uyumsuzdum? Bunun ortası yok  muydu? Yumuşak bir kek için 3 yumurta mı kırılıyordu? Babam böyle pasta yapmayı nereden biliyordu? Hep insanları dinledim, kendimle hiç konuşmadım. Garibim bir başlasa 21 yılın acısını çıkaracak zaten, çıksın be canım kendim. Neyse, ne zaman insanları susturdum, kendi şarkımı söylemeye başladım. Ve ,evet sesim kötüdür zaten içimden söylüyorum,siz duyamazsınız belki. Kalbin şarkısı bu. Ne kadar çok dinlersen o kadar güçleniyor şarkısı, tavsiye ederim, dinleyin, dinlettirin. İçinizin pası silinsin. Kalbim söyledi zaten buralara gelmemi. Biraz da kırgındı hani, sana en yakın ve seni en çok bilen benken neden bana kulak asmadın diye. Haklı, üzgünüm. Kendi şarkımı dinlemeye başladığımda başkalarının bana uymayan kılıflarından sıyrıldım yavaşça. Çıplak kaldım bir süre. Ardıma baktım, yıllarca üst üste birikmiş kılıflardı bunlar nefesimi daraltan. Bıraktım ki nefes alsın kendim. Kendime ait olanı bulunca, yıllar önce ergenlik başlangıcında bırakmıştım onu, giydim. Tam bana göreydi ben olmak. Ben olabilecek tek kişi bendim. Ben olmayı da yine ben anlardım. Hala anlamaya çalışıyorum. İnsanı çözmek zor fakat sıra dışı bir süreç.Yanlış anlaşılmasın ,kimlik arayışında değilim. Parçalarımı topluyorum. Toplumun her beklentisi ile benden uzağa savrulan benliğimin parçaları. Önemsenmemiş, değeri anlaşılmamış nadide parçalar. Eşsizler,çünkü bana aitler. Sen de eşsizsin. Kendinize tapın diye pembe yalanlar atmıyorum, inanın benlik değil. Bak bi etrafına, lütfen kaldır telefondan başını biraz. Senden bir tane daha görüyor musun? İkizi olanlar,içlerine baksın. (üzgünüm,zaten en büyük farklılıklarını biliyorlar onlar. Bunu düşünen, benim gibi üşenmezler için dip not. Konuya dönelim hadi, gel). Göremezsin. Harika olduğunu söylemiyorum sana. EŞSİZ VE BİRİCİK OLDUĞUNU SÖYLÜYORUM. Değerin, kendini bildikçe artacak. Yerin altından çıkarılmadan hiçbir madenin değeri bilinemezdi, değil mi? Kendi değerini sadece sen belirlersin, bu sadece senin işin. Başkalarının işi hiç değil. Yok ,işi olduğunu düşünenler çıkarsa, sessize al bırak çalsın. Veya ver telesekretere şu sesi duysunlar ‘aradığınız kişiye, sizle işi olmadığı için ulaşamıyorsunuz. Tekrar denemeyin, lütfen işinize bakın’ Herkesin hayatına kimse karışamaz. Nokta. Yazıyla. Son. The end yani. Değerlisin sen, gerçekten öylesin. Belki henüz fark edemedin ama keşfedeceksin yeter ki iste. Kim olduğunu bilmiyorum. Sen de benim kim olduğumu bilmiyorsun. Çünkü önemli değil. Kim olduğun, olduğumuz. Kılıflara bakmıyorum artık. Sen de bakma. Bana ne 150 veya 40 kilo isen, yüzündeki hiçbir leke ilgimi çekmiyor, kalbinde olursa üzülürüm ama. Boyunu pek umursamıyorum, kolların bedenine sarılabilse yeter. Sarılmak önemli çünkü. Dişlerin ayrık mı? Gülümse, çekiyorum. Kaşların birleşik mi? Çatma onları hiç. Eğer bana yürüyebilecek bacakların yoksa sana koşacağım.Ve sarılacağız.Tam bir koalayımdır, sarılın bana. Üzmeyin kendinizi. Size geçirilmeye çalışılan kılıfları birbirine düğümleyip bir kırmızı balona bağlayın. Uçup gitsin,bırakın. Çok mu edebiyat yaptım? Fakat okuyucu, bu derin bir tutku; kendini kabullenmek ve kendi şarkını söylemek. Sen, her sayfasını okumaya değer bir kitapsın. Hikayeni kendin yaz, kendi kararlarını sen ver. Kusursuz ve mükemmel olma çabanı anlıyorum. Fakat yapma. Kusur dediğin her küçük ayrıntıdan nefret etme, takılma onlara. Zor,biliyorum. Pratik gerektiriyor, mesela şu an bu metni silip baştan yazmaya girişmeden kaydetmeliyim. Kusurları  olabilir ama başka insanların kalplerine dokunacağı umudu ile bu isteğimi bastırıyorum. Dediğim gibi, pratik. İnsanın kendini kabullenmesi hatta ileride sevmesi pratik gerektiriyor. Zaman alacak  ve değecek. Değmezse paranız iade, size yeni bir beden vereceğiz. Ah üzgünüz elimde size göre kalmamış beden, tek üretim kendisi ve zaten sizdeymiş o. Ne yapalım bizde elimizdeki ile idare ederiz o zaman. İdare etme arkadaşım. O kadar sene her şeyine katlanmış,her yere senle gelmiş, vefalı dostun, sevgilin, bedenin. Önce birbiriniz tanıyın sonra ilerler bir şekilde bu şekilde.”-Efenim, çocuklar birbirini geç tanımış, tanışmış, kabullenmiş. ”Eee,ne yapsak şimdi”           “-Diyorum ki hazır hep birlikte vakit geçirip artık birbirlerinden ayrılamayıp, benimsemişken şey yapalım (Heyecanla nefes alır ve bombayı patlatır.) Olumlayalım artık birbirlerine.”  “OLUMLADIM GİTTİ BE! ne zamandır bu anı bekliyorum hiç gelmeyecek sandım şapşal çocuklar, mutlu mesut yaşayın, canınızı yerim, verirseniz bir kahvenizi de içerim artık” Ben de artık kahvemi içeyim, soğudu kendisi. İyi okumalar efenim,tatlı olumlamalar.

İçerik: Bet – Betül Gönendik

Görsel: Hafize Uslu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s