Sosyal biliş, en basit tanımıyla insanların karşılaştıkları insanlar hakkında bilgiye ulaşma sürecidir. Bu bilgiler hızlı bir değerlendirme mekanizmasından geçer. Sebebi insanın karşısında gördüğü yeni bireyi bir an önce değerlendirip bu yeniliğe karşı duyduğu kaygıyı azaltma güdüsüdür.

Tabi bu da beraberinde yanlı, karmaşık bilgi birikimine neden olur. Belirginlik, göze çarpma temel referans noktalarından biridir diyebiliriz. Parlaklık, yüksek ses, hareketlilik, renklilik bunlar insan için belirgin olarak öne çıkan şeylerden bazılarıdır. İnsan şekillere, zeminden daha çok önem verir. Dış görünüşe bakar ve ilk izlenim verilerini toplamaya çalışır. Örneğin karşısında belirli bir meslek grubuna ait biri olduğunda o meslek grubuna ait düşünce örüntüleri ile karşısındaki kişinin ne kadar örtüştüğünü tartar ve karşısındaki kişi hakkında ilk fikirlerini edinmiş olur. Tabi tüm bu süreç daha sonra devam edecek etkileşim ile yeniden şekillenebilir ancak insanın ilk izlenimi genellikle kalıp yargılardan ve yanılsamalardan ibarettir.

Beden de ilk izlenim için öne çıkan belki de en önemli unsurlardan biridir. Bedenin tanımına baktığımızda ise maddiyat kısmına yapılan vurgunun ön planda olduğu tanımlar görmek mümkün. Tabi bu maddiyat vitrinlerde kendine ‘XS, S, M, L, XL, XXL’ gibi etiketlerle de yer bularak ilerlemeye devam ediyor.

Bedene yönelik algıyı ele alırken Aksu Bora’nın ‘Kadınların Sınıfı’ adlı kitabındaki çalışmalardan birkaç kesit paylaşmak istiyorum. Bedene yönelik sınıflamaların yer aldığı bölümde yapılan bir çalışmada oğlunun evine gelen temizlikçiyi değerlendiren bir kadının sözüne yer veriliyor. Karşısında bakımlı, açık ve şık bir kadın gördüğünü söylüyor ve

‘’Evladım seni bu işe iten neydi?’’ şeklinde bir soru yönelttiğini söylüyor. Başka bir kadın ise temizlik işi yapan kadınların başörtüsü takmasını ‘Anadolu kadını’ etiketi ile tanımladığını söylüyor. Araştırmada bu durumu toplumsal konum ile bağdaştıran birçok kadın görmek mümkün. Bu durum içinde yaşanılan toplumun giyime ve insanın kendi ve başkasının bedeni hakkında görüşlerine olan etkisi hakkında bizlere ışık tutuyor. Araştırmada kilo ile yoksulluk, giyiniş tarzı ile sosyokültürel düzeyi de ilişkilendirdiğini söyleyen insanların ifadeleri de mevcut. Tüm bu kurulan bağlarda içinde yaşadığımız toplumun, medyanın ve her geçen gün yaşam şekli ve beden üzerine çizdiği kalıplar ile hayatımızı etkileyen sosyal medyanın etkisi büyük.

Beden üzerine çizilen kalıplar erkekler içinde mevcut. Örneğin; sakal erkeğin makyajıdır sözü. Burada hem makyajın erkekteki halinin sakal olduğunu söyleyerek makyajı kadın bedenine ait gören bir yaklaşım hem de sakalsız erkeği makyajsız olarak nitelendiren ve makyajı da olmazsa olmaz gibi gösteren bir tutum mevcuttur. Kısa kesitlere yer verdiğim tüm bu kalıpların karşısında ‘Duruş Feminizmi’ çok güzel bir yer edinebilir diye düşünüyorum. Farklılıklara, farklı kadınlıklara vurgu yapan bu görüş farklı duruşları da kucaklayıcı bir tavır takınıyor. Bunu son dönemde toplumsal cinsiyet çalışmalarında erkekler üzerine yapılan çalışmalarda da görebiliyoruz. Farklı erkekliklere yapılan vurgu da günümüz çalışmalarında artmakta.

Ölçüler, kıyafetler, eğitim düzeyi, sosyokültürel düzey, sosyoekonomik düzey, cinsiyet kimliği, yaş vb. birçok beden üzerine yapılan etiket mevcut. Beden üzerine atılan bu kadar etiket varken bu etiketleri tek tek çıkarmak belki de önce etiketin altındakine saygı duymakla başlamalıdır. Saygı duymakta bedeni olduğu gibi kabullenmeye yönelik atılacak en ufak adımla filizlenebilir.

Kürşat Keşan