Küçükken bir büyük sınıftaki arkadaşlardan görüp aldığımız “kız dergileri” vardı. Bunlar asla kızlarda ya da gençlerde yeni içsel bir yolculuğa davet ya da yeni bir hevese yönlendirme gayesi bulundurmazken, devamlı o dönemin fiziksel görünüş modası neyse onu aşılardı. Dolayısıyla dergideki testler hep “Okulun popüler kızı sen misin?” veya “Hangi seksi güzelsin?” türünden başlıklara sahipti. Bu türden testlerde mutlaka hangi süper güce sahip olmak isteyeceğiniz sorulurdu. Benim yanıtım ışınlanmak dahil onca seçenek içinden hep görünmez olmak seçeneğiydi.


Mükemmel bir şey olmalıydı görünmez olmak. 5 yaşından beri yaşıtlarımdan 3-4 kilo fazla olan ve hayli de iştahlı bir küçük kız olarak canı gönülden isterdim bunu. Böylece kimse kusurlarımı göremeyecek, bikini altını giyince üstten bir parmak kadar biraz fazla su içsen çıkan çocuklara has göbeğime kimse laf edemeyecekti. Derken imdadıma pareo denen o dönemin modası şey yetişti. O kadar trend bir kızdım ki 9 yaşımda plaja pareoyla gittim (!). İşte bu benim görünmezlik pelerinim olmuştu yazları. Kışları çok problem olmazdı. Zayıflığıyla bana örnek gösterdikleri kuzenim kışları böyle hunharca eleştirildiğim anneanne evine sadece yazları gelirdi. Bense o kuzenimin de zayıflığıyla ilgili eleştiriye uğradığını kendi sorunuma üzülmekten fark etmemiştim. Tabii ki onlar yalnızca “iyiliğimizi” düşünüyorlardı.
Çocukluğum, ergenliğim ve gençliğim hep iyiliğimi isteyen insanları dinlemekle geçti. Çokça kilo verip sağlıklı olduğum bir yaz, iyiliğimi düşünen bir akraba tarafından iyice şiştiğim yönünde eleştirildim mesela. Çünkü hala onlara göre ideal kilomda değildim, boyum 165 cm olduğuna göre ben de 55 hadi en fazla 57 olmalıydım. Bu örnekler böyle devam etti ve ben her yıl her türden diyet deneyen, denedikçe hep kilomun üstüne katan bir genç kız oldum. Ama tuhaf bir şey oldu. Bir süre sonra bu türden yorumlara kulağımı öylesine kapatmıştım ki, nikâhımda en sevdiğim gelinlik modelini diktirdim ve 90 kiloydum. O çok çok iyilik düşünenler sustu mu derseniz, artık kendilerine iyice dert edinmiş olmalılar ki, “Ama yüzün çok güzel” diyerek kilo verme motivasyonumu arttırmayı istediler.


Ben kendim isteyene kadar kilo vermedim. Hayatımın en güzel senelerini kilomdan bağımsız yaşamayı öğrendim. Kimi zaman kilolarımla kahkaha attım ve gıdım çıktı. Kimi zaman belimin inceliğine iltifat aldım. Bedenimizden bağımsız, bizi biz yapan diğer değerlerle var olmayı öğrenelim. Gülüşümüz kilomuzun, boyumuzun, çatlaklarımızın önüne geçsin. Dik duruşumuz alamet-i farikamız olsun ve iyiliğimizi düşünenler konuşmaya devam etsin.

Seçil Ünal