2019’ a girmemize bir hafta kaldı. İster yeni yılı şaşaalı bir kutlamayla karşıla, ister evinde sevdiklerinle, ya da en çok sevmen gereken kendinle gir 2019’ a. Geçen yıl belki zorluklarla geçmiş olabilir. Belki kalbin kırılmış olabilir. Seni üzen ve ruhuna acı veren şeyler yaşamış  olabilirsin. Pek çok defa yeniden başlayıp yari yolda kalmış olabilirsin. Hayatınla ilgili vermen gereken kararları, yapacağın planları ben veremem elbet. Süslü püslü laflar edip boş vaadler veremem. Ama hepimizin ruhuna iyi geleceğine inandığım  küçük tavsiyelerim var bizim için.

1- Başkalarının olumsuz düşüncelerinin/ davranışlarının bizi aşağıya çekmesine izin vermeyelim

Psikolojik şiddet günümüzde hala küçümsenen fakat çok yaygın maruz kalınan bir şiddet türü. Özellikle  kadınlar için ebeveynler ve aile büyükleri psikolojik şiddetin ana kaynağı olabiliyor. Bizi koşulsuz sevdiklerini iddia etseler de sadece kendi dünya görüşlerine uygun davrandığımızda bize gerçekten yakınlık gösterdiklerini sıkça görürüz ne yazık ki. Küçük iğnelemeler, laf sokuşturmalar, ya da hayatımızla ilgili verdiğimiz kararlara saygı duymamaları ve ciddiye almamaları aile içi gündelik hayatın sinir bozucu birer parçası. Sana kendi arafımla ilgili bir sürü hikaye anlatabilirim, sevgili okur. Bir tarafı muhafazakar diğer tarafı bunun tam aksi olan iki ailenin, biraz Alman biraz Türk çocuğuyum. Kısmen tasvip edilirken kısmen asla onaylanmıyor fikirlerim ve inançlarım. Eminim senin de çok aşina olduğun bir durumdur bu.

Bu yüzden ilk yeni  yıl tavsiyem sırf siyasi, dini, ideolojik olarak ya da adı her neyse  ayni taraftan bakamadığımız için bizi dışlayan ve baştan sona koşullu seven ebeveynlerin, ebeveyn konumundaki aile büyüklerinin koşullu sevgisine inat kendimizi koşulsuz sevmemiz gerektiği. Etik ölçülerde iyi bir insansak koşulsuz sevilmeye hakkımız var. Arsızların, kadınlara hayatı cehennem edenlerin, katillerin, hırsızların kabul gördüğü bu ahlakçılık çukurunda eşitliğe, iyiliğe, güzelliğe inanan insanlar olarak haybeden kabul göreceğimizi sanmamız büyük ahmaklık zaten. Sebepsiz yere ailemizin gösterdiği soğuklukları, mesafeli tavırları ve hayatımızdan esirgedikleri saygıyı asla kendi eksikliklerimizden kaynaklı sanmamamız lazım. Büyüklerin değil çocukların koşulsuz sevdiğine inanan biri olarak kendi içimizdeki çocuğun da, ruh sağlığımızın da kendi kendimizi kucakladığımızda şifa bulacağını düşünüyorum.

Vesveseye kulak vermeyelim. Kendi yaşamın için çalış, çabala, üret, yap, yakıştır ve düzelt.

2- Dedikodu yapmayalım

Gıybet, kadınlığın doğal bir parçası gibi kabul edilip hoş görülüyor kadınlar arasında. Eril toplumun kadınlara karşı kullandığı çok güçlü bir koz dedikodu meselesi. “Kadın programı” denilen şey bile dedikodu üzerine kurulu. Magazin programlarından en ücra köylerin pembe dizi ve mafya dizisi karşımı polisiye olaylarının “çözümlendiği” programlara ve hatta neredeyse tüm Türk dizilerine kadar dedikodu temel yapı taşı.

Dedikodu, kadınların başka kadınlar hakkında ahlakçılık yapmak suretiyle ahkam kesmesine yol açıyor en nihayetinde. Bunu yapmayalım.

3- Ahlakçılık yapmayalım

Ahlakçılık iki yüzlülüğün bir diğer adı. İnsanlar kendi kusurlarını unutmak için ya başkalarının dedikodusunu yaparlar, ya da kendi eksiklerini kapatmak için başka insanlara ahlakçılık taslarlar.

Kadını kadına kırdıran eril sistem ahlakçılıktan ve dedikodudan beslenir çünkü. Kadını kadına düşman eder, kadını kadınla mukayese eder, kadını kadına kıskandırır, haset tohumları eker. Ektirmeyelim.

Yeni yılda bu kadar katı olmayalım insanlara karşı. Sırf poposuna uygun kot giymediğini düşündüğümüz için dalga geçmeyelim mesela. Ya da bizde de olmasını çok istediğimiz özellikleri başkalarında görünce inkar etmek yerine samimiyetle takdir edelim. Atarlı giderli nispetler yapmaya çalışmayalım, bayatladı biraz o şekiller.

Belki çok iyimser olabilirim. Ama her bir yılı geride bırakırken, zaman hızla akıp geçerken; renkli ve cafcaflı görünürlük merakının  aksine biraz da görünmeyen ama bizi içten içe bir çınar gibi güçlendiren ruhumuza yatırım yapalım.

Çünkü ne verilen kilolar, ne alınan yeni eşyalar ruhumuzu bu yıl da onarmayacak. Şimdiden hepimize bol bol olumlamalı, bol bol gülümsemeli bir 2019 dilerim. Bir de lütfen hayvan sahiplenin, sokak hayvanlarını besleyin, okşayın ve sevin. Su an ben bu yazıyı yazarken minik dostum karşımda yatağına sokulmuş horluyor. Bence dünyanın en huzur verici seslerinden biri bu.

Hayrunnisa Akar