Tanımayanımız yoktur sanırım Brando’yu. 1950 Sineması‘nın ikonu Marlon Brando 1924 yılında dünyaya gelmiştir. Bazı sinemacılara göre bir efsane iken, bazılarına göre de neden efsane oldu hala tartışılmalıdır, 2004’de vefat etmesine rağmen. Ailevi problemleri olan, oğlu ve kızından yana bahtsız olan Marlon Brando çok az replik kullanarak ” ikon” olabilmiş nadir artistlerdendir. Beyaz fanilası ile ekranda belirmiş Brando sonraları karşımıza Sicilyalı görmüş geçirmiş mafya babası  babamız, olarak çıkınca zaten daha fazla konuşmasına gerek kalmamıştır. Annesi ve kız kardeşleri oyuncu olan Marlon Brando’nun ailevi bir farkındalık ve yatkınlık sebebiyle kendini Beyazperdede bulmasının hem kader hem de şansı tabi ki… Brando hiçbir yere sahip hiçbir şeye sahip olmayabilir belki belleğimizde ama o method yönteminin en iyi uygulayıcısıdır. Tabi bunda Stella Adler den öğrenmesini de büyük rolü olduğu yadsınamaz. 1947’de “Arzu tramvayı” tiyatro oyunu ile başladığı serüveni hepimizin Aşina olduğu “the men, a Streetcar named Desire, Vira Zapata, The Wild One, on The waterfront, Guys and Dolls geldi sırayla…

On the waterfront – Rıhtımlar Üzerinde ile Oscar dahil almadığı ödül kalmadı ve 1950’lerde sinemada” The Man – adam” oluverdi… Hepimiz aşinayızdır onun James Dean ile fotolarına. Ezilmişin ve azınlığın hep yanında olan Brando’nun 55 ten sonra çektiği filmler seyirci üzerinde aynı etkiyi yaratmıştır. Bu arada bir Yönetmenlik tecrübesi, iki de evlilik tecrübesi olmuştur. Kızılderililerden eşcinsellere kadar herkesin sesi olmaya çalıştı Hollywood’da. Fakat onun için her şey yolunda gitmiyordu Hong Kong’lu Kontes komedi filminde oynasa da The Chase’de sağlam dayak yese de efsane bitiyor dedikoduları peşini  bırakmıyordu. Derken ” The Godfather—Baba” geldi ve taşlar yerine oturdu; ikinci Oscar geldi, hani şu reddettiği Kızılderili haklarının ülkesinde temsil edilmesini protesto ederek almadığı… Sonra vazgeçtiğini ve ödülünü istediğini de beyan etmiştir ama…

Komik…

Kazandığı parayı ailesinde yoluna gitmeyen durumlar için harcamak zorunda kalan Brando, konuk oyunculuk döneminin ardından devlet yardımı ile yaşadığı bir dönemin sonunda 2004’te vefat etmiştir.

Niye anlattık bu kadar Brando yu?

1972’de Bernardo Bertolucci imzalı Paris’te Son Tango filminde oyuncu arkadaşı Maria Schneider’ e tecavüz sahnesinde haber vermeden gerçekten tecavüz etmiştir Brando. Yönetmen de gayet her şeyin farkındadır. Doğaçlama gelişen bu olay, kahvaltıda gündeme gelir çekimden önce ve kadın oyuncuya o anda haber verir. Hatta iğrenç bir tereyağ de ayrıntısı var da var söz etmek istemiyorum. Ölmeden önce yönetmen itiraf eder bu durumu oyuncunun reaksiyonu gerçek olsun diye yaptığını söyler ve kendini savunur. Lakin Maria Schneider için sonrasında işler hiç istenildiği gibi gitmez, psikolojisi bozulur, hastanede yatar. Ağır psikolojik tedaviler görür. Bunun ikinci sebebi de pornografik rollerinin teklif edilmesi olmuştur tabiki… Maria’ nın tecavüz sahnesinden haberdar olduğunu, bilmediği tek şeyin tereyağ detayı olduğu sonrasında yönetmen ve filmin görüntü yönetmeni tarafından dile getirilmesine rağmen Maria orijinal senaryoda olmadığını ve çekim öncesinde bahsedildiğini üstüne basa basa belirtmiştir…

Neyse…

Eninde sonunda bu sahne kadın oyuncunun ruhsal sorunlar yaşamasına, psikolojik tedaviler görmesine  intihara meyletmesine ve en sonunda kanser sebebiyle ölmesi yol açmamış diyebilir miyiz?

Kimin hakkı var buna?

Kızılderililerin düşğü durum falan diyerek Oscar’ı reddeden  erdemli adam nerede?

Bir kadının ya da bir erkeğin vücudu üzerinde film çekiyoruz, gerçekçi vesaire olalım mantıyla bu pervasız ve ahlaksız tutumu nasıl sergiler siniz???!!!!!

19 yaşında genç bir kadın….

Yazık yazık…

Ve sonrasında kendisine porno film tekliflerinin gelmesi…

İnsanoğlu çok çirkinsin. çok çirkin…

Film sattı, çok konuşuldu, çok seyredildi yönetmen ölmeden önce itiraf etti bu durumu. Bir nevi günah çıkardı bize ama Brando benim gözümde tüm  babalığını yitirdi. tüm yaşamını her türlü insan haklarına saygılı olduğunu göstere göstere yaşayan, kızılderililere ülkesinde yapılanları protesto etmek için Oscar’ı reddeden adamın yapacağı iş mi bu?

Hani  saygılıydık insana ve insan haklarına?

Yakışmadı

Devletin tahsis ettiği bungalov evde yalnız başına ölmesinin pek çok sebebi olabilir, belki de olmayabilir de  başrol oynadığı bir bu çirkinlik benim için, sinema seyircisi için büyük bir hayal kırıklığıdır.

Hiç kimsenin bir başka kişinin vücudu Üzerinde şu veya bu sebeple, hiç bir sebeple, hiç bir şart altında tasarruf yapma hakkı, o bedeni kullanma hakkı yoktur….

Olamaz, olmayacaktır…

Anladığın kadar özgürsün…

Melike Pehlivan İşler