Hayrunnisa Akar’ın Atölye Ren kurucusu Gözde Karatekin ile gerçekleştirdiği röportajın 1. bölümü için: tıklayınız.

Türkiye popüler tekstil firmaları için ucuz üretim yapan ülkeler arasında. Türkiye’deki tekstil işçilerinin çalışma şartları ne kadar adil? Ücret politikaları, sosyal haklar, çalışma şartları konularında işçileri korumak üzere belirlenen kurallara ne kadar uygun davranılmakta? Kendi markanı yaratmadan önce bu konu hakkında araştırma yaptın mi?

-Tekstil ve Moda sektörünün tüm süreçlerini düşündüğümüzde 75 milyona yakın insan giysilerimizi üretmek için çalışıyor dünyada. Bu insanların çok küçük bir kısmı güvenceli, etik ve adil bir çalışma ortamına sahip. Tekstil, İnşaat ve Maden gibi iş kazalarının en çok yaşandığı sektörlerden.

Bu sistemin böyle kurgulanmasının en temel sebebi, firmaların üretim modellerinin odağına yalnızca kar elde etmeyi koyması. Hızlı moda daha fazla kitleye, hızla, daha fazla ürünü, daha fazla kar ile satmak istiyor.

Sektörün büyümesi ile firmalar arasındaki fiyat rekabetinin artması, maliyetlerin azaltılması için bir yarışa sebep oluyor.

Maliyeti azaltmak için ise, yetkin olmayan, güvencesiz ve bazen ise yasal olmayan iş gücü kullanılması söz konusu oluyor.  Ne yazık ki tarım sektörü gibi çocuk işçiliği tekstilde de çok yaygın.

Türkiye için de durum bundan pek farklı değil. Her yıl binlerce işçi iş kazasına maruz kalıyor. Merdiven altı işletmelerde, pamuk tarımında çocuk işçiler ve kadınlar, ağır şartlarda, kötü muamele görerek çalıştırılıyor.

İşyeri sahipleri çalışanlarının yasalarla belirlenmiş haklarını, işçilere vermekten kaçıyor. Üretimi yaptıran büyük firmalar ise yeterli denetim mekanizmasını kurmuyor. Türkiye’de merdiven altı üretim yapan birçok firmada Suriyeli çocuk işçilerin çalıştığını son zamanlarda sıklıkla duymaya başladık ne yazık ki. Saatlik işçi kavramı inşaattan sonra, tekstilde de görülmeye başladı.

Global firmaların 3.dünya ülkelerinde gerçekleştirdikleri üretimin arka planı ile ilgili detaylı bilgi için TRUE COST- GERÇEK BEDEL belgeselini herkesin izlemesini tavsiye ederiz.

Türkiye’de neler olduğu ile ilgili de http://www.temizgiysi.org/ sitesinden ve sosyal medya hesaplarından „Temiz Giysi Kampanyası“ nı herkes mutlaka takip etmeli. İşçilerin yaptığı eylemlerle ilgili destek çağrıları oluyor, bunlara katılarak hak mücadelesinde işçilere destek olabiliriz hep birlikte.

Örneğin, şu an en güncel çağrı, H&M’in vaat ettiği adil yaşam ücretini işçilere vermesi. Temiz Giysi’nin açıkladığı rapora göre, Türkiye’de H&M ürünlerini üreten işçilerin aldığı ücretin yaşam ücretine oranı %29. Bulgaristan’daki işçiler Avrupa Birliği’nin Yoksulluk Sınırının üçte ikisinden az kazanıyor.

Bu konuda, birinci derece yakınlarımın yaşadıklarını doğrudan gören biri olarak söyleyebilirim ki ; bir işçinin düşük maaşla, uzun süreler çalışması, emeğinin karşılığı olan maaşını alamaması, sigortasının yatmaması, kaza riski olan işlerde ve zor şartlarda çalışması kişide ve ailesinde büyük hasarlar bırakıyor.

‘Sormamız gereken soru öncelikle, hızlı moda markalarının fiyatlarının neden bu kadar düşük olduğu?‘

Yavaş moda ürünlerin pahalı ve erişilmesi güç olduğu yönündeki eleştiriler hakkında ne düşünüyorsun? Bu sadece bir akım mı yoksa moda ve tüketim sektörünü uzun vadeli dönüştürmek mümkün mü?

-Yavaş moda ve sürdürülebilir moda alanında konumlanan bir çok markanın ürünlerinin erişilmesi güç durduğunun ve pahalı algısı olduğunun farkındayım. Ancak burada üzerine uzun uzun konuşulması gerekiyor.

Yurtdışında hiç yaşamadığım için, Türkiye özelinde konuşacağım. Sürdürülebilir ve adil şartlarda üretim yapmak gerçekten çok maliyetli. Kullanılan kumaşlar 4-5 kat daha pahalı, ulaşılması güç. Sınırlı sayıda üretim yapıldığı için işgücü bulmak, doğru atölyelerle çalışmak daha zor. Parça başı işgücü maliyeti, hızlı modaya göre çok yüksek.

Görünürlük ve bilinirlik sağlamak, reklam yapmak için büyük bütçeler ayırmak mümkün olmadığı için, satış adetleri düşük. Bununla birlikte moda sektörünün Türkiye’de de çok geniş bir pazara sahip olmasına rağmen, sürdürülebilir/yavaş modaya gösterilen ilgi ve talep çok az. Tüketici ile alternatif moda markalarının buluşması kolay olmuyor.

Bütün bunlar maliyeti ve fiyatı etkileyen hususlar. Tasarımcının kendisine ve markasına sürdürülebilir bir gelecek sağlaması gerekiyor elbette. Fiyatı belirlerken tüm bu etmenleri göz önüne alıyor.  Bu durumda da kaçınılmaz olarak hızlı moda markalarına göre daha yüksek fiyatlı oluyor ürünler.

Bu noktada sormamız gereken soru öncelikle, hızlı moda markalarının fiyatlarının neden bu kadar düşük olduğu? Kullanılan materyal ve işçilik kalitesini kıyaslayarak bir değerlendirme yapmak doğru olur.

Moda ve tüketim sektörünü uzun vadeli değiştirmek tüketicilerin desteğiyle mümkün olabilecek bir şey.

Türkiye’de çok güzel işler yapan ve bunu çok doğru yapan hızlı moda devlerine alternatif olabilecek yavaş moda markaları var.  Biz ve bizim gibi markaların bu gayretlerinden daha kıymetli ve etkili olan ise tüketicilerin hep bir ağızdan “Giysilerimi Kim Yaptı?” ve “Giysilerim Neyi Etkiliyor?“ diye sorması.

Tüketim alışkanlıklarının farkındalıkla değişmesi gerektiğine inanıyorum öncelikle. Daha sık yeni giysiler almaktansa, ihtiyaç temelli alış-veriş yapılmalı. O zaman daha ucuz ürün arayışımız ve beklentimiz de olmayacaktır. Çünkü daha çok kaliteye ve kullanım ömrüne bakacağız.

Yerel ve bağımsız tasarımcıları destekleyerek, büyük moda markalarını bu sorularla rahatsız ederek, kendi giysilerini üreterek herkesi modadaki bu dönüşümsel hareketin bir parçası olmaya davet ediyoruz.