Kadın…

Bu konuda o kadar çok tevatür var ki aklınız durur. Bir kadın olarak benim bile hayretle inanamadığım bir çok saçmalığı içinde barındırıyor Anadolu. 

Aslında Türkler’de kadın başka bir yerde, baş köşede, yönetimde en basiti, ki pek basit değildir, ev yönetiminde büyük söz sahibi. Hani ben sizin Han’ınızım ya karım da benim Han’ım diyen atalarımızdan kalan Hanım kelimesinden evrilen Kadın anladığımız kadarıyla saygılı bir konuma sahip. O zamanlar, kimse cinsiyetlerini küçümsemek adına “kısmı” kelimesiyle birlikte anmıyor isimlerini. Daha kimse saçlarının uzun ama akıllarının kısa olduğunu falan iddia etmemiş. Hiç kimse daha onları kaşık düşmanı ilan etmemiş. Karnındaki sıpa ve sırtındaki sopa ile de öyle aman aman kimse daha pek ilgilenmiyor. 

Siniriniz bozuldu mu?

Benim bozuldu!!!

Rezilliğe bak…

Deyimlere, atasözlerine bak…

Kadın kısmı ‘az’ olacak hep. Her yaptığı şeyi ‘az’ yapacak. Az yiyecek, az konuşacak, az karışacak, az soracak, az harcayacak, az gezecek, az makyaj yapacak, az giyecek (burdaki az çok fazla kıyafeti olmayacak anlamında, yoksa ….), fikrini az beyan edecek, zaten fikri olmazsa daha iyi…

Ha bir de ‘az’ gülecek…

Bu çok önemli, çokça gülmek ‘hafif meşreplik’ ( bu kelimeye dayanamıyorum, tüm tüylerim diken diken oluyor) emaresi.

Kahkaha falan, o artık kesin kanıt!!!

Her şeyi az yapacak kadın…

Kadının çok olması bir tek gebelikte istenir. O çok olmalı bak…

Çünkü o da tek başına değil. Diğer cinsin dahli var da ondan. Yine çok olunacak, ataerkiliz ya onlar çok olacak böylelikle.

Kadın hep az olacak….. Erkek ise hep çok ve aşırı olacak. Evlat yetiştirirken eskiden eskiye hep böyle bir öğretiyle yetiştirildiğini ya da genel eğilimin bu minvalde olduğunu  hepimiz biliriz.  Erkeğin öfkesi bile aşırı ve ağız dolusu ifade edilirken kadının kahkahası bile dert millete…. Kahkahasının tonundan ahlak bildirgesi bile yazar bizim toplum kadın için…. Azar azar yok olacak uzun vadede…. 

Tacizi, tecavüzü, şiddeti, çocuk gelinleri, berdelle istediği dışında evlendirilenleri, töre baskısı altındaki kadınlarımızı, şiddet görenleri, işyerlerinde cinsiyet mobingine uğrayan, etek boyu veya rujunun rengi  yüzünden etiketlenenleri şöyle bir düşündüğümüzde hepsinin amacının kadını azaltmak olduğunu anlarsınız. En önemlisi kendi hayatındaki basiretini azaltmak kadının… 

Bırakın bizi bilinçaltlarınızda oraya buraya koymayı, ittirmeyi, ötekileştirmeyi… Biz çiçek falan değiliz, duygusal olmak ve benzeri haller sadece bizim tekelimizde değil. Kadın olmak bir üstünlük veya ayrıcalık değil, aksine bir cinsi bir durum. Az olmamız ya da çayı koymamız sadece sadece toplum öğretisi ya da baskısı… Biz çok olmalıyız, tek istediğimiz bu…. 

Cinsiyet yanlısı değil, insan yanlısı olun…

Hepimiz önce insanız….

Unutmayın…

Anladığın kadar özgürsün!!!!

Melike Pehlivan İşler