Bu podyumda modeller değil; rakamlara başkaldıran kadınlar yürüdü

Benim Güzelliğim #RakamlarınÖtesinde diyen Dove, Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ve VOGUE Türkiye işbirliğinde düzenlenen gecede, sanat, spor, medya ve iş dünyasından etkili kadınlar sahnedeydi. Geceye damgasını vuran 10 kadın, kendi rakam ve sloganlarının yer aldığı DB Berdan imzalı tişörtlerle podyuma çıktı. Tişörtlerden elde edilen gelir ise TOG’a bağışlanacak.

IMG_5497

Kusursuz güzellik anlayışına meydan okuyan Dove, bu kez de kadınların rakamlarla özdeşleşen ideal güzellik dayatmalarına karşı çıktığı önemli bir farkındalık kampanyasıyla sahnedeydi. #RakamlarınÖtesinde mesajının öne çıktığı reklam filmiyle son zamanlarda adından bahsettiren markanın Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ve VOGUE Türkiye işbirliğinde düzenlediği gecede, her biri kendi alanında etkili 10 kadın podyuma çıkarak rakamlara meydan okudu.

#RakamlarınÖtesinde temasıyla düzenlenen davette, başarı hikayeleriyle tanıdığımız 10 etkili kadın ile birlikte, Dove’un son reklam filminde yer alan sekiz kadın da podyumda rakamlara başkaldırdı. Kadınlar, DB Berdan imzalı, her biri kendi rakam ve sloganlarını taşıyan tişörtlerle büyük alkış topladı. Gecede, podyuma çıkan tüm kadınların kendi rakam ve sloganlarını taşıyan tişörtleriyle çekilmiş fotoğrafları da sergilendi.

 İşte projeye destek veren kadınlar:

  • Beden Olumlama Hareketi Kurucusu Aybala Arslantürk“36! Bedenim değil, beden olumlamayı anlattığım aylar”
  • Tiyatro sanatçısı Doğa Rutkay: “1.000.000! Takipçilerim değil, kalbimden geçen şükür sayısı”
  • Yazar İclal Aydın: “64! Kilom değil, bir kitap için uykusuz kaldığım gece sayısı”
  • Oyuncu ve şarkıcı Ayta Sözeri: “27! Verdiğim kilolar değil, sahnemde söylediğim şarkılar”
  • Galatasaray Kadın Basketbol Takımı ve A Milli Kadın Basketbol Takımı Kaptanı Işıl Alben: “172! Boyum değil, bu sene okulumdaki minik basketçiler”
  • Unilever Türkiye Ev ve Kişisel Bakım Kategorileri Başkan Yardımcısı Kamuran Uçar“33! Yaşım değil, sorumlu olduğum ülkeler”
  • Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) Genel Müdürü Jülide Erdoğan1839! Yaktığım kalori değil, TOG gönüllülerinin yıllık proje sayısı”
  • Blogger Sena Sever: “19! Yaşım değil, başarıya ulaşan projelerimin sayısı”
  • Müzisyen Özge Fışkın“25! Jean bedenim değil, sahnede olduğum yıllar”
  • Youtuber & Instagrammer Cansu Akın: “100.000! Aldığım like’lar değil, çekmek istediğim güzel fotoğraflar”

Gelir, TOG’a bağışlanacak

Kadınların rakamlara başkaldırısından ilham alan DB Berdan tasarımı tişörtler, ModaCruz üzerinden satışa sunulacak. Elde edilen gelir ise Dove’un sosyal sorumluluk projesi olan Dove Özgüven Projesi kapsamındaki stratejik çözüm ortağı Toplum Gönüllüleri Vakfı’na bağışlanacak.

1523562718_Do__a_Rutkay

 

Beden Olumlama Hareketi Ankara’da!

Ankara beden olumlama atölye çalışmaları

K.C. 1
Kampüs Cadıları – Ankara, 08.04.2018

Feminist hareket içinden doğan ve elbette ayrı düşünülemeyecek beden olumlama konuşulmaya, tartışılmaya devam ederken Beden Olumlama Hareketi kurucusu Aybala Arslantürk yürütücülüğünde 6 ve 8 Nisan 2018 tarihlerinde Ankara’da atölyeler gerçekleştirildi.

ODTÜ Verimlilik Topluluğu çağrısı ile bir araya gelen, ODTÜ’nün farklı bölümlerinden öğrencilere beden olumlama hareketi anlatmanın yanı sıra, Aybala A., kendi deneyimlerinden ve harekete neden ihtiyacımız olduğundan bahsetti. Kampüs Cadıları çağrısı ile gerçekleşen atölyede ise katılımcıların bireysel deneyimleri ile hareketin feminist çerçeve üzerinden tartışmalarına da yer verildi.

ODTÜ VT 2
ODTÜ Verimlilik Topluluğu – Ankara, 06.04.2018

Her iki çalışmada beden olumlama, bireylerin bedenlerini ‘her haliyle’ onaylamasını, kabul etmesini ve tek bir ideal beden tipi olmadığını temel alan feminist bir hareket olarak tanımlanırken, her halinle güzelsin ve kendini sevmelisin’ mottoları kapitalizme yenik düşen ana akımı temsil ettiğini; ideal beden olumlama hareketinin kendini kabullenme ve bedenine karşı nötr de olabilme halini esas aldığı üzerinde duruldu.

Hareketin daha çok içerik üretimine, yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duyduğunu ve bu alanda çalışmalarına devam ettiğini belirten Aybala Arslantürk; bir aradalıkların kıymetli olduğunu ve deneyim paylaşımlarının içselleştirmeyi kolaylaştırdığına inandığını; önümüzdeki dönemde de atölye, konferans ve sunumlar ile daha çok kişiye ulaşmayı amaçladığını belirtti.

Beden Olumlama Hareketi, Aybala Arslantürk

Twitter & Instagram: @beden_olumlama

Facebook: @bedenolumlama

bedenolumlamahareketi.com

Dijital Topuklar’da Beden Olumlama Hareketi

Dijital Topuklar, Türkiye’ nin ilk ve tek dijital kadın zirvesi. Blog,  YouTube, Facebook, Instagram ve diğer tüm sosyal mecralardaki içerik üreticilerini, ajansları, marka temsilcilerini ve uzmanları bir araya getiren Dijital Topuklar’da her sene, kaliteli ve özgün içerik, ticari etik, dijital feminizm, dijital gençlik, dijital girişimcilik gibi konular ele alınıyor.

dt2

Dove Ürün Müdürü Nazlı Malatyalı, gençlerin kendilerini oldukları gibi sevmeleri amacıyla hayata geçirilen Dove Özgüven Projesi’ni Ayşe Arman’ın soruları eşliğinde Dijital Topuklar 2017’de anlattı. Nazlı Malatyalı: “Dove olarak, güzelliğin bir kaygı değil özgüven unsuru olması gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayıştan yola çıkarak Dr. Özgür Bolat ve Toplum Gönüllüleri Vakfı işbirliği ile Dove Özgüven Projesi’ni 2017 yılı sonuna kadar 50 bin, 2020 yılına kadar da 500 bin gence ulaştırmayı hedefliyoruz” dedi. Nazlı Malatyalı’nın ardından sahneye çıkan Aybala Arslantürk, kendi hikayesinden yola çıkarak Türkiye’de kurucusu olduğu Beden Olumlama Hareketi’ni anlattı. Aybala Arslantürk: “Bedeninizi olduğu gibi kabul edin. Kimin ne düşündüğüne göre kendinizi şekillendirmeye çalışmayın, çünkü her birimiz biricik, eşsiziz!” dedi.

dt1

Çağımızın Sözde Standartlarına Karşı Duran Haklı Hareket: Beden Olumlama

Gözde Solak’ın yazısı ilk olarak 02.11.2017’de Listelist.com’da yayınlanmıştır.

Güzel olan nedir? Güzeli tanımlayabilir misiniz? Evet, bu sorunun herkese göre cevabı farklı. Peki neden tek tip olmaya çalışıyoruz? Çünkü medya aracılığıyla her gün önümüze sunulan ünlüler, modeller ve daha fazlası… Hepsi en tepeye konuluyor ve doğru olan budur, hepimiz kiraz dudaklı, hokka burunlu, ince belli olmalıyız deniyor. Tabi bu özellikleri detaylandırmak mümkün.

Sonra yaratılan bu güzellik standartlarının dışında kalan ve çoğunluğu kadınlardan oluşan insanlar bu kalıplara sokulmaya çalışılıyor. Bir süre sonra olması gerekenin bu olduğunu düşünüyoruz ve ardından estetik ameliyatlar, binbir çeşit diyet programları, spor salonları, binlerce kozmetik ürünü ve bunlara harcanan paralar…

En kötüsü de sahip olduğumuz özelliklerden dolayı kendimizi kötü hissediyoruz ve toplumdan soyutluyoruz. İşte tüm bunlara karşı duran bir hareket var; Beden Olumlama Hareketi!

“Body Positive Movement” yani Beden Olumlama Hareketi dünyada uzun süredir konuşulan ve farkındalık yaratılmaya çalışılan önemli bir mesele aslında

beden-olumlama1

Türkiye’de ise feminist hareket içinde sıkça konuşulan bir konuydu ama bu konunun dillendirilmesi ve bu hareketi destekleyenlerin bir çatı altında birleşmesi gerekiyordu

beden-olumlama2

Bu hareketin öncüsü ise Aybala Arslantürk oldu…

aybala-arslanturk-480x600
Ayşe Arman – Aybala Arslantürk, Dijital Topuklar 2017

Beden Olumlama Hareketi aslında kadın ya da erkek fark etmeksizin insanların vücutlarının belli bir standarda uymak zorunda olmadığını anlatmaya çalışan bir hareket

“İdeal” olarak adlandırılan standartların hiçbir insana dayatılmaması gerektiğini savunuyor beden olumlama

beden-olumlama3

“Normal” ya da “ideal” olan kişiden kişiye değişiyor ve hiçbir insan medyanın önümüze sunduğu güzellik kalıplarına uymak zorunda değil

beden-olumlama4

Yani kilolarınızla, cilt lekelerinizle, selülitlerinizle, vücut tüylerinizle ya da engellerinizle mutlu olabilirsiniz ve hiç kimse sizi bu sebeplerle eleştirmemeli. Bu sizin seçiminiz ve sizin bedeniniz.

model-600x338

Sürekli değişen güzellik standartlarına uymak zorunda kalan kadınlar bu konuda çok fazla baskıya maruz kalıyorlar

body-love-21.jpg

“Biraz kilo mu aldın sen?”, “Zayıflayınca burnun ortaya çıkmış, estetik yaptırmayı düşünüyor musun?”, “Bu ne hal makyaj yapmadın mı?”, “Kadın dediğin ince belli olmalı.” vb. binlerce cümle aslında bedenlerimiz ve görünüşümüzle bizi aşağılıyor…

beden-olumlama5

İnsanların bizi sevmesi ve beğenmesi için onların yarattığı kalıplara girmek zorunda değiliz aslında. Güzellik algısına uymak için estetik yaptırmak, spor salonlarında saatler harcamak zorunda değiliz…

Dünyada bu harekete katılan ünlülerden bazıları ise; Adele, Oprah, Jennifer Lawrence, Kim Kardeshian, Selena Gomez, Iskra Lawrence ve daha birçok ünlü isim…

Adele: “Hiçbir zaman dergilerdeki modeller gibi görünmek istemedim. Ben çoğunluktaki kadınları temsil ediyorum ve bundan gurur duyuyorum…”

Türkiye’de Aybala Arslantürk’ün başlattığı Beden Olumlama Hareketi’ne birçok ünlü isim de katıldı. Aybala Arslantürk ise katıldığı Dijital Topuklar etkinliğinde küçükken ve gençken bedeniyle ilgili yaşadığı travmaları ve beden olumlama bilincini nasıl kazandığını anlattı

aybala-600x449

Türkiye’de beden olumlama hareketini yaymaya çalışanlardan biri de vitiligo hastalığı olan İrem Koçak. O da bu harekete dikkat çekmek için vitiligo lekelerinin etrafını çizerek bir harita haline getirdi ve Instagram’dan paylaştı

irem-kocak-591x600

“İnsanlar “Aa, eline çamaşır suyu mu sıçradı”, “Daha esmer olsan ineğe benzerdin” gibi şeyler söylüyor. Dolayısıyla siz de tepki göstermek istiyorsunuz önce. Sonrasında da kabullenip sevmeye başlıyorsunuz. Ben galiba sevmeye başlama evresindeyim. Artık bedenimin, cildimin sürekli değişiyor olması tuhaf bir şekilde hoşuma gidiyor.” diyor İrem Koçak.

Son dönemlerde çok konuşulan ve Milano Moda Haftası’nda podyuma çıkan ilk Türk manken olan Öykü Baştaş da bu ‘ideal’ güzellik algısını yıkmaya çalışanlardan biri

oyku-bastas-447x600

Twitter’da birinin “Umarım körümdür” yazarak paylaştığı fotoğrafları üzerine Öykü Baştaş da “İnsanları farklı oldukları için çirkin bulmanın yanlış olduğu düşünüyorum, sıradan güzellik anlayışına inanmıyorum. Modellik yapmak için bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Bence insanları farklı yapan şeyler onları daha özel yapıyor ve zaten her insan olduğu halde güzel.” mesajıyla cevap verdi. Öykü Baştaş’ı daha yakından tanımak için listemize göz atabilirsiniz.

Kıyafet bedeninden saç rengine dayatılmaya çalışılan tüm kurallara karşı çıkan, tek tip olmamayı savunan bu harekete siz de katılabilirsiniz!

Gözde Solak

*Beden olumlama tagı geçen görseller Aybala Arslantürk’e aittir.

İdeal Beden Algısının Varlığı Ona Karşı Çıkmak İçin Ne Güzel Sebep!

Sivil Sayfalar’da 23/05/2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Korseni tak dediler. İnce olmalıymış belim. Ve göğüslerim mutlaka elbisemden taşıp sergilemeliymiş varlığını. Ah kalçaların dediler, güzel görünmek için tamamlamalı seni, biraz daha tafta biraz daha kabarıklık. Güzeldim!

Yeniden geldim dünyaya. Çok zayıf olmalısın, bu basenlerin hali ne! Yok et göğüslerini, sıfır olmalı bedenin. Yemedim, içmedim, zayıfladım. Daracık da giyindim, bol elbiseler içinde küçük görünen bedenleri seviyorlarmış, öyle de giyindim. Güzeldim!

Çok zaman da geçmedi aslında, squatlı popolar moda oldu. Sosyal medyadan bedenimi yayınlarken nasıl poz vermem gerektiğini de öğrenmiştim bu sefer. Popo dışarı, belim zaten yok, göğüslerim için bir ameliyat yetti. Güzeldim!

Değiştim, hep dönüştüm. Nasıl isterlerse, beni nasıl ‘güzel’ bulacaklarsa adapte ettim kendimi. Nasılsa önemli olan benim nasıl hissettiğim, bedenimi olduğu haliyle kabulüm değildi. Önemli olan dişlerini gösteren ve değişmezsem, idealize edilen bedene sahip olmazsam, beni yok sayacak, aşağılayacak, eksik kadın bilecek toplumca kabul edilmemdi. ‘’

Şimdi size ne diyeceğim biliyor musunuz? Yemezler! Ağır bir tabir mi? Daha güzelini söyleyelim, benim sana ideal beden borcum mu var vasat? Hangisini isterseniz onu alıp kullanabilirsiniz.

pizza

Kadınlar bedenleri üzerine söylenen sözlerin tamamını reddediyor. Kadınlar bedenlerini olduğu haliyle kabulleniyor. Dayattığınıza boyun eğen, itaatini beklediğiniz kadınların her dönemde karşınızda dimdik durduğunu unutuyorsunuz. ‘İdeal beden algısının varlığı ona karşı çıkmak için ne güzel sebep!’ Biz baskıladığınız imajı düşündükçe tam olarak bunu hissediyoruz aslında. Diğer yandan bunu bedeni üzerinden değer biçilmemiş, baskılanmamış, ağızlara sakız olmamış, ayrıcalıklı doğmuş natrans erkek bireylerin tam olarak anlamasını beklemiyoruz. Coğrafyadan coğrafyaya, dönemden döneme değişen, kapitalizmin pompalaması ile neredeyse insanüstü boyutlara ulaşan beden taleplerinize karşılık vermemek konusunda kararlıyız. Evet, idealize edilen bedenler, görünüşler var, biliyoruz. Bunları yok saymak neredeyse imkansız, bunun da farkındayız; aynen bu baskılamanın ana kumandasının ataerkinin elinde olduğunun farkında olduğumuz gibi. Dünyanın herhangi bir yerinde eğer bir birey hala ten renginden dolayı aşağılanıyorsa, doğuştan getirdiği bu özelliği onun kalıp yargılarla (hırsızlık yapabileceği, şiddet uygulayabileceği vb) tanımlanmasına neden oluyorsa tam da bu sebepten. Çok ayrı ama çok benzer bir örnek. Dünyaya geldiğimiz bedenlerimizi seçebilme ihtimalimiz yok. Ruhumuzun kıyafeti bedenlerimiz bize genler, kodlar, kızların halası erkeklerin dayısı (!) ile aktarılmış özellikleri de beraberinde getiriyor. Var olduğu haliyle kabullenmemiz neden bu kadar anlaşılmaz?

babe

Dönemden döneme, bir kara parçasından bir diğerine değişebilen ‘güzellik’ kavramlarınıza uymayıp kendimizi olduğumuz gibi sevmemiz veya beden nötr olmamız neden bu kadar namümkün gözünüzde? İstediğiniz gibi baskılayamadığınız için olmasın sakın? Düzene, uyulması gereken erkek egemen ideal anlayışına, popüler kültürün yarattığı dönem kadını fikrine karşı çıkabilecek öz saygıya sahip olmamızdan korkuyor olmayasınız? Vücut tüylerini almayı reddeden bir kadın var karşınızda, üstüne üstlük dimdik durup ‘bana ne yapıp ne yapmayacağımı sen söyleyemezsin’ diyor yüzünüze! Asıl korktuğunuz bu işte! Kendine güvenen, öz saygı sahibi, boyun eğmeyen, eşit haklar için direnecek kadınlar. Derdiniz kadınları bedenlerinden başlayıp yok saymak, değersizleştirmek, sözünün kıymetinin olmayacağı günler görüp kendi egemenliğinizi kurmak. Daha seçme/seçilme hakkına, ücret eşitliğine, miras hakkına, söz söylemesine , istediği saatte istediği yerde bulunabilme eşitliğine lafı getiremeden; var oluşuna saygı  ve beden kabulüne çarptığınızda anlıyorsunuz ki başa çıkılmaz. Siz de haklısınız, bizde bu irade oldukça, bizimle başa çıkılmaz!

Son olarak, evet ideal beden algısı vardır, bu algının var oluşu ona karşı çıkmak için en güzel nedendir. İdeal beden, ideal güzellik kavramlarını biz farkında dahi olmadan hayatımıza sokan bundan nemalanan kapitalist sistem elbette. İdeallere uygun yaşayarak kabul görmek için kendinden, bedeninden utanan, değiştirmek için uğraşan bireyler de vardır. Her birinin bu yanılgıyı anlayıp, bedenlerini olduğu haliyle kabul edeceği günler çok uzakta değildir. Umarım…

AYBALA ARSLANTÜRK

23.05.2017 İSTANBUL

Bir garip akım: Beden Olumlama Hareketi

Gazete Şujin, 02/04/2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Beden Olumlama Hareketi ‘Body Positive Movement’ 2000’lerle birlikte Amerika’da ‘bedeni olduğu haliyle kabul etme’ aktivizmi olarak doğdu. Hareketi; bireylerin bedenlerini ‘her haliyle’ onaylamasını, kabul etmesini ve tek bir ideal beden tipi olmadığını temel alan feminist bir hareket olarak tanımlayabiliriz. Hemen bu noktada belirtmek gerekir ki ‘her halinle güzelsin ve kendini sevmelisin’ mottoları kapitalizme yenik düşen ana akımı temsil ediyorken; ideal beden olumlama hareketi kendini kabullenme ve bedenine karşı nötr de olabilme halini esas alıyor. Yaşadığımız coğrafyada bedenlerimiz üzerinde herkesin söyleyecek sözü varken, her an her birimiz bir diğerinin kafasındaki imaja uymadığımız için eleştiriliyor, kahkahamız sorgulanıyor, kıyafetlerimizin ‘bedelini’ ödemek zorunda bırakılıyorken Türkiye’deki feministlerin de beden olumlamaya sessiz kalması beklenemezdi ve resmi olarak hareket kendi aktivistlerini doğurmak üzere yola çıktı.

Beden Olumlama Hareketi tüm vücut şekilleri, boyutlarını kapsayıcıdır. Bedene dair aklınıza gelebilecek her ‘öteki’ tanımı hareketin dokunmak istediğidir. Evet evet! Tam olarak öyle! Bedenini her haliyle kabul etmesi gerekenler sadece kadınlar değil! İlginç mi? Cümleyi tekrar tekrar okuyarak ‘cinsiyet bağımsız’ bir hareket olduğunu sindirin derim. Çünkü beden söz konusu olduğunda sadece kadınların idealize edilmiş görüntüye sahip olması gerektiği, erkeklerin ise ‘ideal’i talep ettiği devir kapanalı baya uzun zaman oldu.

FullSizeRender (3)

Orantılı kıvrımlar, pürüzsüz bir ten, hokka burunlar, heteroseksüel bireyler, beyazlık, ışıltılı saçlar, tam bir vücut, natranslık, lekesizlik, selülitten uzak çatlaksız bacaklar, ah bir de kılsız tüysüz olsun lütfen! Hayır! Hiçbirimiz bu tanımlara uymak zorunda değiliz. Doğuştan getirdiğimiz lekelerimiz olabilir, ampüte veya sonradan uzuv kaybı yaşamış olabiliriz, cinsel yönelimimize biz karar veririz ve ayrıca ten rengimiz için kabul edilebilir rengin beyaz olduğunu kim söyledi? İdeal güzellik kavramı seneler ve coğrafyalara göre değişip dönüşüyor. Bugünün ‘güzel’i, yirmi sene öncesinin kabul edilmezi olabilir ve elbette tam tersi de geçerli. Bedenlerimiz kabul edilebilirliğine kimsenin karar veremeyeceği, bize ait, bize özel ve biricikler. Dünyada beden olumlama hareketi aktivistleri bu fikri daha çok yaygınlaştırabilmek için inanılmaz güzel işler yapıyorlar.

Hareketin en görünür aktivistleri büyük beden bireyler. Görünür olmaları hareketi ‘şişmanlığı (hatta obeziteyi) övüyorsunuz’ eleştirisine maruz bıraksa da önce had bilmek gerektiğini hatırlatmak isterim. Büyük beden her bireyin sağlıksız olduğu fikrine nereden kapıldınız? Ayrıca teknolojinin ve imkanların hızına yetişemediğimiz bu devirde sizce de bu bireylerin sizin yönelttiğiniz ‘spor yap’, ‘sebze ile beslen’ ‘kalpten tık diye gidersin 9’ gibi cümlelerle her gün her mecrada karşılaşmıyor olma ihtimalleri var mı? Sizin aklınıza gelen her fikri karşınızdakinin de biliyor olabileceğini, bireylerin kendi bedenlerini (sağlıklı olduğu müddetçe) istedikleri ölçüde kabul edebileceği fikrine alışın lütfen. Aktivistler şişmanlığı övmüyor, beden tipi ve boyutunun kimseyi bir diğerinden üstün kılamayacağını anlatıyorlar.

FullSizeRender (4)

Görünürlük sıralamasında ikinci sıraya vitiligo ve şarap lekeli bireyleri almak yanlış olmayacaktır. Tam bu noktada harika bir beden olumlama hareketi aktivisti eylemi görmek için videoyu izlemenizi tavsiye ederim.

Bedenlerimiz söz konusu olduğunda kimin hangi deneyimden geçtiğini bilemeyeceğimize ve her durumda saygı duymamız gerektiğine vurgu yapmak gerek. Hareketin engelli, kıllı, trans, zayıf, lekeli, şişman -ve daha birçok tanıma sahip- bireyleri ‘her bir zerremizle varız, buradayız’ diyorken, sizin zihninizdeki ‘ama sen ideale yakınsın/idealsin’ diye tanımladığınız bireyler de savunuculuk yapabilirler. Ayrıca sizin idealiniz, karşınızdaki bireyin ideali ile örtüşmek zorunda da değil. Amacın farkındalık yaratmak ve vücudunu kabullenen bireylerin artması olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

Hareketin aktivistlerinden Ezgi’yi yaptığı muhteşem çevirileri için blogundan, beden olumlama hareketine destek fotoğraflarını paylaşan Berrak’ı instagram hesabından takip edebilirsiniz. Mottolar, seminer bilgileri ve online aktivizm için Facebook, Twitter ve Instagram takip ederek hareketin online eylemlerine katılabilir, dünyadaki aktivistlerin ve buradakilerin neler yaptığını anlık öğrenebilirsiniz.

AYBALA ARSLANTÜRK

İSTANBUL, NİSAN 2017

İdeal Beden mi? ‘Bir kadının kendini sevmesi devrimdir!’

Sivil Sayfalar’da 29/03/2017 tarihinde yayınlanmıştır. 
İdeal beden nedir? İdeal beden var mıdır yoksa tamamen bir yanılgı mıdır? İdeal beden varsa nasıldır ve kim belirler? Üzerinde uzun tartışmalar yapılabilecek ideal beden dosyasını aktivist görüşleri ile açmak istedik.
Berrak TunaBerrak Tuna, feminist aktivist.

Yazılarını blogundan takip edebileceğiniz Berrak, -“ideal” elbette ki var fakat bu bir yanılgı, yanılgı olması maalesef gerçek olmasına engel değil- diyor.

‘İdeal beden algısı kendim de dahil olmak üzere bu konuyla ilgilenenler tarafından görmezden gelinmeye çalışılsa da maalesef hala var. Fakat bu ideal beden, tek tip değil. Farklı ülkelerde, farklı kültürlerde birbirinden ayrışıyor bu bedenler. %90’ının ortak özelliği ise, ince yapılı ve çoğunlukla beyaz olmaları. Siyahi toplumlarda ve Asya toplumlarında, cilt rengi olabilecek en açık renk, özellikle yüz vücut hatları batılı standartlara en yakın olanlar güzel bulunuyor. Bu “ideal” yüzünden, çok tehlikeli olduğu halde kullanılan kimyasal cilt rengi açma işlemleriyle ünlüler zaten. Asya’da çekik gözlerinden memnun olmayanlara daha batılı görünmek için sağlanan çift göz kapağı ameliyatı da bu konuya uygun bir örnek.

Bu önümüzdeki genel gerçek.

Bu gerçeği kabul etmeden, beden olumlama hareketini destekleyemeyiz. Ortada toplumsal olarak kabul edilen bir ideal olmasaydı, bu idealleri yıkmaya da çalışıyor olmazdık.

Bu ideallerin en büyük yaratıcısı ve destekleyicisi tabii ki ataerkil toplum, tüketim kültürü ve kapitalizm. Özellikle kadınların alım güçlerinin artmasıyla, dış görünüşe ve bedene verilen kozmetik değer artıyor, endüstri gelişiyor. Zira bu ideal aslında satın alınabilen bir şey. Cilt tonundan, renk eşitsizliğinden sivilcelere, vücudunuzdaki kıl ve tüy yoğunluğuna, aşırı zayıflıktan, şişmanlığa; diyet ve güzellik sektöründe, cinsiyetiniz fark etmeksizin, satın alıp kendinizi bu “ideal” e yaklaştırabilmeniz için her şey mevcut. İşin sıkıntılı tarafı, size “ideal olmak ister misiniz?” diye sorulmuyor. Siz zaten farkında olmadan toplumda var olabilmek, zorbalığa maruz kalmamak, başkalarından ayrıştırılmamak ve en üzücüsü de onaylanmak, bu ideale yaklaşmak için tüm paranızı, enerjinizi harcıyorsunuz. Zira medyada nereye baksanız o “aslında olmanız gereken” ideal bedenler var.

Bu “ideal” elbette ki var fakat bu bir yanılgı, yanılgı olması maalesef gerçek olmasına engel değil. Savaşması zor olan ise, bu idealin sürekli şekil değiştirmesi. 90’larda “heroin chic” adıyla moda olan ince ve soluk görünüş, yerini “beach body”’e bıraktı. Bronz, popolu fakat gıdısız ve düz karınlı olmak şimdilerde çok önemli. İnsanları yıllarca diyet kültürüyle beslenme bozukluklarına ve psikolojik hastalıklara sürükleyen bu ince beden ideali, şimdilerde sağlıklı beslenme adı altında aksiyona devam ediyor. Sağlıklı beslenmiyorsanız, ana akım medya tarafından desteklenen bu beslenme ve egzersiz programlarına dahil değilseniz (ki bu beslenme ve egzersiz programları ne derece sağlıklı, herkes için uygun mu o da tartışma konusu), sağlıksız ve sorumsuz ilan edilebiliyorsunuz. Artık ölçümleriniz ne olursa olsun obez sayılıyorsunuz. Obez, şişman, kilolu demek yerine sağlıksız deniyor. Politik doğruculuk gibi yani, aslında altta yatan anlam aynı. “Şişman ve çirkinsin”.

Bu ideal beden baskısı otonomiyi elinizden alır. Sürekli değişmesiyle kafanızı karıştırır. Bir süre sonra kendinizden, özellikle toplum ve toplumun tükettiği medya tarafından bedeninizde “problemli” ilan edilen yerlerinizden başka bir şey düşünemez olursunuz. Durmadan size ne yapmanız gerektiğini, nasıl yaşamanız gerektiğini, neye önem vermeniz gerektiğini dikte eder. Motivasyona ihtiyacınız olduğunu düşünmenizi sağlar, “güç içinizde, isterseniz siz de böyle olabilirsiniz” der, hiç aklınızda yokken kendinizi başkalarıyla kıyaslamanızı sağlar. Beden ve dış görünüşe verilen bu sahte değer ve önem, kişiyi biblolaştırıp sistematik bir şekilde vasıfsızlaştırmaya sebep olur. Bir bakarsınız görünüşünüzden daha önemli bir şey kalmamış, sesiniz, işiniz, düşündükleriniz, fikirleriniz geri plana atılmış.

İşte bu yüzden amacımız idealleri yıkmak değil, bu ideallere verilen önemi azaltmak, gücümüzü elimize almak olmalı.’

Berrak instagram hesabından yaptığı paylaşımlarla Beden Olumlama Hareketi’ne göz kırpıyor.

Dilâra Gürcü

Dilâra Gürcü, feminist yazar.

Uzun yıllardır feminist hareket içinde aktif yer alan Dilâra’nın yazılarını T24’ten takip edebilirsiniz.

‘Bu benim hem bir kadın olarak hem de feminist olarak çok uzun süredir sorguladığım bir konu. Dönemsel ve kültürel olarak kadın bedenine atfedilen ideal bir güzellik algısı olduğunu düşünüyorum. Bu coğrafyadan coğrafyaya, dönemden döneme değişiyor. Örneğin şu an Batı’da “balık etli” tabiriyle tanımlanan kadın bedeni, rönesans Avrupası için oldukça zayıf kalıyor ve arzu nesnesi olarak algılanmıyordu. Ya da bazı coğrafyalarda geniş kalçalı kadınlar bir cinsellik simgesiyken, bazılarında ise genel standartlara göre “kilolu” olarak algılanıyorlar. Kilo dışında ten rengi, saç rengi, vücut kıllarının nerede olması ve olmaması gerektiği gibi belirleyici faktörler var.

Aslında oldukça öznel olan “güzellik” algısı nasıl bu kadar objektif temeller üzerinde şekilleniyor sorusuna verebileceğim tek bir cevap var sanırım: o da toplumdaki normlar doğrultusunda oluşan ve yaygınlaşan kültür. Objeleştirilen kadın bedeni ve kadının mütemâdîyen erkeğe görsel haz oluşturma tahakkümü ile kadınlar her zaman daha estetik varlıklar olmalılar algısı oluşuyor. Bunda elbette heteronormativitenin ve evrimsel olarak üreme refleksinin etkisi büyük. Bu algı da medya ve moda sektörü sayesinde yaygınlaşıyor. Televizyona erişimi olmayan bazı ülkelerde televizyonun yaygınlaşmasından sonra, öncesi ve sonrası olarak bilhassa kız çocukları üzerinde yapılan araştırmalar medyanın bu konudaki etkisini kanıtlıyor. Medyada dayatılan algı ile yeme bozukluğu geliştiren, bedenleri ile barışamayan kız çocuklarının sayısı artıyor.

“İdeal beden” dediğimiz zaman, çok dallı budaklı, birçok etken ile oluşan ve bozulabilen bir algıdan bahsediyoruz. Benim şahsi görüşüm bunun bir yanılsama olduğu üzerine, ancak bunun bir yanılsama olması, gerçekliğini ve bir tahakküm biçimi olduğunu değiştirmiyor.’

Selime Büyükgöze

Selime Büyükgöze, feminist.

‘Her adımımızda feminist mücadeleye, feminist söze ihtiyacımız var’ şiarıyla yola çıkan Çatlak Zemin’de yazılarını takip edebilirsiniz.

İdeal beden denildiğinde akla gelen, erkek egemen sistemin dayattığı güzellik algısı ile örtüşüyor ve kadınların bedeninin nasıl olması gerektiği erkekler tarafından tarif ediliyor. Bu beden ince, narin, her daim güzel. Kırışıksız, selülitsiz, yağsız, kılsız yani neredeyse hiçbir kadının sahip olmadığı ama sahip olmak için her daim çaba göstermesi gereken bir beden. Ulaşılamayan bu ideallikten geriye kadınlara utanç ve kendini sevmeme kalıyor. Kadınlara dayatılan ideal beden tartışıldığında daha az akla gelen ise bu bedenin aynı zamanda hareketsiz olması. “Oturmasını kalkmasını bilmesi gereken” kadın bedeni koşmamalı, atlamamalı, zıplamamalı. Hatta sokaklarda başı boş yürümemeli.

İdeal beden nasıl gerçekten ideal olur diye düşünmem gerektiğinde her kadının kendi bedenini sevdiği, dilediğince atlayıp zıpladığı bir ideallik tahayyül ediyorum.

8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nden bir döviz özetliyor: Bir kadının kendini sevmesi devrimdir!

AYBALA ARSLANTÜRK

İSTANBUL, MART 2017

Mojo

‘Medyada androjen ve büyük beden kelimeleri asla birlikte görülmez!’

enhanced-27831-1461779368-1

‘Çocukken toplum tarafından kabul görmek için bir yol aramalıyım diye düşünürdüm. Fakat sonra kabul edilen güzellik algısında bana yer olmadığını, benim için çok geç olduğunu fark ettim. Şimdi ise kendim için, kendi bildiğimi yapıyorum.’

Aybala Arslantürk

İstanbul, Şubat 2017

Stephanie

‘Eğer doğum lekem olmasaydı, bugünkü ben olmayacaktım.’

‘Doğum lekem (şarap lekesi/port-wine) var. Vücut lekeleri insanın derisine göre daha fazla kan damarı üreten genetik bir mutasyon. Aslında doğum lekesi olan bir çok insan var, ancak daha küçük ve kapalı olma eğiliminde olan lekelere sahipler. Tıbbi yönden çokça potansiyel komplikasyonları -içerdiği nokta ile glokom, işitme kaybı, nöbet geçirme veya beyin hasarı gibi- var. Ben şanslıydım, komplikasyonlardan hiçbirini yaşamadım.’

grid-cell-5817-1462227002-7

‘Küçükken izlerimin farkında ve kendimden emindim, fakat ilkokulun sonunda işler değişti. Belki 10 yaşımdan 13 yaşıma kadar saçlarımı yapmadım. Güzel olmayı ‘başaramadığımı’ sanıyordum, eh o zaman en azından zayıf olabileyim diye düşünerek yemek yememeye başladım. Şimdi ise daha iyi anlıyorum ve artık açık fikirliyim. Yıllardır kendime güvenmem gerektiğini düşündüm; şimdi ise savunmasızlığım hakkında dürüst olmayı öğreniyorum.’

‘Sonuçta lekelerim hayatıma olumlu yansıdı. Biyoteknoloji ve genetik alanında uzmanlaştım. Planım, kendi genetik laboratuarımı kurmak, genetik  alanında çalışmak. Kurmayı planladığım merkezde genetik mutasyonlar veya kalıtsal hastalıkları yenmeye çalışan çocuklar ve ailelerine hizmet vermek istiyorum. Eğer doğum lekem olmasaydı, bugünkü ben olmayacaktım.’

*Bedenine karşı nötr olmak da body positive movement’a dahildir.

Aybala Arslantürk

İstanbul, Şubat 2017

Alıntı: BuzzFeed